Eğitim sistemi...
Ali Gültepe

Eğitim sistemi...

Bu içerik 11121 kez okundu.
Reklam

Bir zamanlar herkes mahallesinin okulunda okurdu, okula yürüyerek gidilirdi. Günümüzde ise sınav yaşı düştükçe düştü ve üniversiteye giriş sınavları yetmezmiş gibi liselere giriş sınavları da ortaya çıktı. Çünkü hayatta 1-0 önde olmanın kuralı üniversite diplomasına sahip olmak ise, üniversiteye girebilmek için de iyi bir lisede okumuş olmak gerekiyor. Bu düşünce hepimize benimsetildi. Hatta çocukların iyi birer liseye girebilmeleri için kolejlerde okumaları gerektiğini düşündük (çünkü en iyi eğitim kolejlerde verilir(!)); dahası ise, daha ilkokul yaşındaki çocuklar dershaneye gönderildi. Küçücük çocuklar sınavlara adeta yarış atı gibi hazırlandı. 1 soru daha, 1 net daha, 1 konu daha, 1 kişi daha derken bizler çocuklarımızı kaybettik. Evet kaybettik. Neden biliyor musunuz?

 

Tüm bu yapılanlar o en değerli ve en verimli yaşların, bedenlerin ve zihinlerin hayatlarını çalmaktan başka bir şey değildi. Yaşı daha büyük olan okuyucularıma sorarım, özellikle de üniversite diplomasına sahip olanlara(!), sizler nasıl hazırlandınız hayata? Sizler nasıl girdiniz liseye ya da üniversiteye? Bu çocukların bugün dershaneye gittiği yaşlarda siz neler yapıyordunuz? 3. sınıf öğrencisi yeğenim dershaneye gidiyor! Bu çocuğun oyun oynaması lazım değil mi? Yalnızca 10 yaşında. 10 yaşındayken oynayamadığı oyunların hesabını kim verecek peki?

 

Bizler aileler olarak çocuklarımız için her zaman her şeyin en iyisini isteriz. Karşılarına iyi insanlar çıksın, iyi gelecekleri olsun, iyi meslekleri olsun isteriz. Bunlar doğrultusunda da yönlendirmeye çalışırız çocuklarımızı. İçinde bulunduğumuz toplum bunu gerektiriyor çünkü. Bir yere kadar haklıyız tabi ki. Ama erken yaşta yaşanan bu yoğun tempo çocuklarda kalıcı etkiler yaratıyor. 

 

Bilgi yarışmalarını izler misiniz hiç? Ülkemizin önde gelen üniversitelerinde okumak bu kadar önemliyse, o gençlerin mantıken her alanda bilgi sahibi olmaları, bilgileri yoksa bile fikir yürütebilmeleri beklenir. Ülkemizde yapılan bu bilgi yarışmalarında kaç kişi en yüksek ödülü alabildi bugüne kadar? Hayatın içinden değil, test kitaplarından geldi o gençler o yaşlara! Önüne koyalım bir test kitabı hepsini doğru cevaplasın. Ancak pratik yok, genel kültür yok. Tamamen testlere bağımlı oldular.

 

Evde annem ve babamla birlikte bilgi yarışması izlediğimiz bir akşamdı. Üniversiteden yeni mezun bir gencimiz oturuyor yarışmacı koltuğunda, üstelik de önde gelen okulların birinden mezun. Sorular birer birer geçti; genel kültür sorusunda yanlış cevap verdi ve elendi. Babam " Üniversiteyi boşuna okumuş, ne öğretiyorlar size üniversitede?" tepkisini verdi. "Bunlar öğretilmiyor üniversitede baba." dedim.  Gerçekten de hayata dair çok az şey öğretiliyor üniversitelerde. Ama sorun bu değil. Bunların öğrenilmesi gereken yer üniversite değil.  Sorun o gencin 20'li yaşlarına gelene dek yaşadığı ya da yaşamaya mecbur kaldığı hayat, yönlendirilme şekli... 

 

Bazı insanlar görüyorum, mutlaka sizler de denk gelmişsinizdir. Bunları iki gruba ayıralım. İlk grup 20'li hatta 30'lu yaşlarında olup çocukça tavırlar sergileyenler. İkinci grup henüz maksimum ergenlik çağında olup fazlasıyla olgun tavırlar gösterenler. İki grubun ortak noktası ise yaşanamamış çocukluk çağıdır. Bu tip kişileri de yadırgarız bizler. "Hala büyüyememiş" ya da "Büyümüş de küçülmüş" deriz. Bunu diyenlere de ben şunu sorarım: "O hala büyüyemeyen çocuğun büyümesine neden yardımcı olmadınız ya da büyüyüp de küçüldüğünü iddia ettiğiniz çocuğu neden o yaşta o denli büyüttünüz?"

 

Çocuklarımız içlerinde hep bir eksiklikle büyüyor. Japonya ve Kore eğitimde ileri ülkeler bakın, Japonya'da ilkokul 3. sınıfa kadar çocuklara okulda sınav yapılmıyor. Biz de ise 1. sınıfta tek bir notu 4(iyi) olan öğrenciye yasaklar konuyor, cezalar veriliyor, küçücük çocukla münakaşaya giriliyor, oyuncağı elinden alınıyor... Aradaki farkı görebiliyorsunuz değil mi? Ne için peki?  Ne uğruna?

 

En verimli ve en değerli çağlarını çalmayın çocuklarınızın. Onun hayatını deneme sınavında yapacağı fazladan 1 nete odaklamayın. Okuldan önce siz eğitin çocuklarınızı, çünkü eğitim ailede başlar. Bir insan ailesinden öğrenemediği bir şeyi okuldan tam anlamıyla öğrenemez. Bilinçli ebeveynler olmamız dileğiyle...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CEYDA DÜVENCİ HAYATIN VE MUTLU OLMANIN KIYMETİNİ BİLENLERE SESLENİYOR
CEYDA DÜVENCİ HAYATIN VE MUTLU OLMANIN KIYMETİNİ BİLENLERE SESLENİYOR
Mersin’de Turizm Adı Altındere ile Şahlanıyor
Mersin’de Turizm Adı Altındere ile Şahlanıyor